08 Mart 2012

samatya denemeleri

koku, kedi, kum ve gerisi
balık kokusu her yerde

ama o çiğ ölü kokudan değil Samatya'nınki
üstelik balık kokusunun çektiği tek şey aç insanlar da değil
kediler var orda, hem de her yerde
bakıyorsun sokakta, kaldırimda, çatılarda, pencere kenarlarında,
cundalarda..
o sanki ev evin içine sığmamiş, sokağa açılayim ben demiş, açılmış
cundalar.
güzel dokulu cundalar
damar damar olmuş ahşaplar
bir açılıp saçılmışlar
üstleri örtülmeye çalışılsa da bir delik bulup nefes almışlar köşe bucaktan.
bastığın yerleri de açılıp saçılmış kaldırımları
köşeleri yuvarlanmış, boşluk açmış aradan çıkacak taze yeşillere
tek tük.
ayağının altında,
ayakkabına işliyor taşların boşlukları dolulukları
kum tanelerinin sanki dev olmuş halleri gibi
hani şu denizlerde olan kum tanelerinden
kokusunu alıp da göremediğimiz
ama yakınlarda olduğunu hissettiğimiz deniz.
balıklar da oradan gelmemiş miydi zaten?


kedi masalından
bir varmış bir yokmuş
evvel zaman içinde kalbur saman içinde
Samatya diye bir yer varmış
içinde kediler yaşarmış
deniz kıyısında
pek severlermiş o denizin balıklarını.
ama bir gün
tren denen hızlı mı hızlı birşey gelivermiş Samatya'ya
denizi bıçak gibi kesmiş içerilerden
kediler tam da "eyvah aç kalacağız" derken
trenden insan denen şeyler inmiş
biraz uzunlarmış gariplermiş
üstelik sadece iki ayakları üzerinde duruyorlarmış
ama ortak bir yanları varmış
insanlar da balık yerlermiş
hem de trenden hiç korkmadan
denize gidip gelirlermiş
üstelik iyi de kalplilermiş
bu insanlar kedilere de balık vermiş.
insan tok
kedi tok
tren desen kendi yoluna işte
hepsi mutlu mesut yaşamaya devam etmiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder